18 Mayıs 2012
Başkanımızdan Taraftarımıza
Başkanımız Aziz Yıldırım, avukatları aracılığıyla aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.
"BÜYÜK FENERBAHÇE TARAFTARI, Öncelikle belirtmeliyim ki Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım olarak yaşadığım haklı gurur çektiğimiz sıkıntılarla kıyaslanamayacak boyuttadır. Gururluyum zira böyle bir camia, böyle bir taraftar ve böyle inanmış sporcuların Başkanlığını yapmaktayım. Bugün Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının haklı mücadelesi dost-düşman tarafından gıptayla izlenmekte ve Fenerbahçe'nin onur savaşı ayakta alkışlanmaktaysa; bu, sizlerin sayesindedir. Verdiğiniz destek ve kuvvet her türlü övgünün üstündedir. Sizlere minnettarım.
Her konuda sona yaklaştığımız ve haklı olanın kazanması için aşılacak son engellerin önündeyiz artık. Sizlerden yegane isteğim, yaşanılan süreçte gösterdiğiniz vakur ve kararlı duruşu her türlü oyun ve tuzağa rağmen muhafaza etmenizdir. Artık görülmüştür ki FENERBAHÇE adı sadece "ZAFER" ve "BAŞARI" değil FENERBAHÇE adı artık "CESARET,ÖZGÜRLÜK" ve en önemlisi FENERBAHÇE artık "YIKILMAZLIK"tır. FENERBAHÇE, yaşatılan türlü acıya ve kayıba inat ayakta kalmak; haklı olanı alkışlamaktır. Kısacası Fenerbahçe "BİZDE KALAN BÜYÜKLÜK"tür. İşte bu nedenlerle Türk Sporunun size olan ihtiyacı en az Fenerbahçe Futbol Takımının ihtiyacı kadardır. Hiç kimsenin onuru ve saygınlığı zedelenmeden, gözbebeğimiz futbol takımımıza göstereceğiniz destek, hakkımızı alana dek sürecektir. Yaşatılanı, unutmadan yaşamak esas olsa da, her konuda öncü olmak zorunda olan Fenerbahçe; camiasıyla, taraftarıyla ve sporcusuyla şu halde dahi "BARIŞ ve HOŞGÖRÜNÜN" timsali olmalıdır. Unutmayınız ki ezeli ve edebi misafirimize göstereceğiniz saygı, Fenerbahçe adı ve tarihinden gelmektedir. Unutulmamalıdır ki; ŞAMPİYONLUK çok kereler kazandığımız veya daha önce de kaybettiğimiz; BÜYÜKLÜK ve SAYGI ise Fenerbahçe'nin asla kaybetmeye tahammülü olmayacağı yegane varlık sebebimizdir.
Bu değerlere yakışan, bu değerlerle kazanılacak zaferiniz şimdiden KUTLU OLSUN.
Ve çok değerli Fenerbahçe futbol takımı; Sizler ki en büyük övgünün sahiplerisiniz. Fenerbahçe camiasının göz bebeğisiniz. Kimi zaman suçlandınız, kimi zaman hırpalandınız, tekmelendiniz. Size saldırdılar, emeğinize leke sürmeye çalıştılar. Ve ilk sizin kaçacağınızı düşündüler. Ama sizler "acıyı bal eylediniz", gururun ve mücadelenin adı oldunuz. Allah hepinizden razı olsun. Bana ve arkadaşlarıma bu günleri yaşattınız. Biz burada sizlerle "sabır" çektik, sizlerle "ayaklandık" ve "yürüyoruz". Kazandığınız her zafer bizim haklılığımız oldu. Biliyorum ki yarın da öyle olacak ve kazanacağız.Sizlerin emeğiyle alın teriyle yine yurdun dört bir yanından "FENERBAHÇE" çığlıkları yükselecek ve tüm Türkiye bayram edecek. Her Galatasaray maçının bayram olduğunu bilen tüm Fenerbahçeli gibi bizlerin de yüreği heyecanla çarpmakta. Emin olun bayramların en içten ve çok anlamlı kutlandığı bir yerdeyim ve bu yerden sizler için yapabileceklerim ve söyleyebileceklerim sınırlı olsa da hepinizi alınlarınızdan teker teker öpüyor ve sizler için çarpan bir baba yüreğinden "KOCAMAN" selam ve sevgiler yolluyorum.
SAYGILARIMLA
AZİZ YILDIRIM
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ BAŞKANI"
"BÜYÜK FENERBAHÇE TARAFTARI, Öncelikle belirtmeliyim ki Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım olarak yaşadığım haklı gurur çektiğimiz sıkıntılarla kıyaslanamayacak boyuttadır. Gururluyum zira böyle bir camia, böyle bir taraftar ve böyle inanmış sporcuların Başkanlığını yapmaktayım. Bugün Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının haklı mücadelesi dost-düşman tarafından gıptayla izlenmekte ve Fenerbahçe'nin onur savaşı ayakta alkışlanmaktaysa; bu, sizlerin sayesindedir. Verdiğiniz destek ve kuvvet her türlü övgünün üstündedir. Sizlere minnettarım.
Her konuda sona yaklaştığımız ve haklı olanın kazanması için aşılacak son engellerin önündeyiz artık. Sizlerden yegane isteğim, yaşanılan süreçte gösterdiğiniz vakur ve kararlı duruşu her türlü oyun ve tuzağa rağmen muhafaza etmenizdir. Artık görülmüştür ki FENERBAHÇE adı sadece "ZAFER" ve "BAŞARI" değil FENERBAHÇE adı artık "CESARET,ÖZGÜRLÜK" ve en önemlisi FENERBAHÇE artık "YIKILMAZLIK"tır. FENERBAHÇE, yaşatılan türlü acıya ve kayıba inat ayakta kalmak; haklı olanı alkışlamaktır. Kısacası Fenerbahçe "BİZDE KALAN BÜYÜKLÜK"tür. İşte bu nedenlerle Türk Sporunun size olan ihtiyacı en az Fenerbahçe Futbol Takımının ihtiyacı kadardır. Hiç kimsenin onuru ve saygınlığı zedelenmeden, gözbebeğimiz futbol takımımıza göstereceğiniz destek, hakkımızı alana dek sürecektir. Yaşatılanı, unutmadan yaşamak esas olsa da, her konuda öncü olmak zorunda olan Fenerbahçe; camiasıyla, taraftarıyla ve sporcusuyla şu halde dahi "BARIŞ ve HOŞGÖRÜNÜN" timsali olmalıdır. Unutmayınız ki ezeli ve edebi misafirimize göstereceğiniz saygı, Fenerbahçe adı ve tarihinden gelmektedir. Unutulmamalıdır ki; ŞAMPİYONLUK çok kereler kazandığımız veya daha önce de kaybettiğimiz; BÜYÜKLÜK ve SAYGI ise Fenerbahçe'nin asla kaybetmeye tahammülü olmayacağı yegane varlık sebebimizdir.
Bu değerlere yakışan, bu değerlerle kazanılacak zaferiniz şimdiden KUTLU OLSUN.
Ve çok değerli Fenerbahçe futbol takımı; Sizler ki en büyük övgünün sahiplerisiniz. Fenerbahçe camiasının göz bebeğisiniz. Kimi zaman suçlandınız, kimi zaman hırpalandınız, tekmelendiniz. Size saldırdılar, emeğinize leke sürmeye çalıştılar. Ve ilk sizin kaçacağınızı düşündüler. Ama sizler "acıyı bal eylediniz", gururun ve mücadelenin adı oldunuz. Allah hepinizden razı olsun. Bana ve arkadaşlarıma bu günleri yaşattınız. Biz burada sizlerle "sabır" çektik, sizlerle "ayaklandık" ve "yürüyoruz". Kazandığınız her zafer bizim haklılığımız oldu. Biliyorum ki yarın da öyle olacak ve kazanacağız.Sizlerin emeğiyle alın teriyle yine yurdun dört bir yanından "FENERBAHÇE" çığlıkları yükselecek ve tüm Türkiye bayram edecek. Her Galatasaray maçının bayram olduğunu bilen tüm Fenerbahçeli gibi bizlerin de yüreği heyecanla çarpmakta. Emin olun bayramların en içten ve çok anlamlı kutlandığı bir yerdeyim ve bu yerden sizler için yapabileceklerim ve söyleyebileceklerim sınırlı olsa da hepinizi alınlarınızdan teker teker öpüyor ve sizler için çarpan bir baba yüreğinden "KOCAMAN" selam ve sevgiler yolluyorum.
SAYGILARIMLA
AZİZ YILDIRIM
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ BAŞKANI"
16 Mayıs 2012
Kupa Finalini Bülent Yıldırım yönetecek
Fenerbahçemiz ile Bursaspor arasında, 16 Mayıs Çarşamba günü Ankara 19 Mayıs Stadı’nda oynanacak Ziraat Türkiye Kupası final maçını Bülent Yıldırım yönetecek.TFF’den yapılan açıklamaya göre, bu yıl 50.’si düzenlenen Ziraat Türkiye Kupası’nın, 19 Mayıs Stadı’nda saat 20.30’da başlayacak final maçında Cem Satman ve Ekrem Kan yardımcı hakem olarak görev yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Barış Şimşek.
Tebrikler Galatasaray, Tebrikler Aysal!
Kulübümüz Taraftar yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"2011-2012 Sezonunu son maçta Fenerbahçe ile berabere kalarak şampiyonlukla noktalayan Galatasaray’ı en içten duygularımızla kutluyor, Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde başarılar diliyoruz.''
Olağanüstü şartlar altında geçen sezonun son maçının son saniyesine kadar şampiyonluğu kovalayan, Türkiye’de ilk kez uygulanan Süper Final maçlarını 4 puan farkla önde bitiren ve yarım puan farkla şampiyonluğu kaybeden futbol takımımızı gönülden tebrik ediyor, Türkiye Kupası Finali’nde başarılar diliyoruz.
Geçtiğimiz sezon çok büyük bir haksızlık neticesinde katılamadığımız Avrupa Şampiyonlar Ligi’ne, bu sezon ön eleme turlarını aşarak katılmak en büyük hedefimizdir; takımımıza Avrupa sahnesinde de sonsuz başarılar diliyoruz.
3 Temmuz sürecinin ilk gününden bu yana birlik olmanın, beraber nefes almanın en güzel örneğini sergileyen camiamızın müthiş inancı, takımımızı Süper Final’de şampiyonluk maçına kadar taşımayı başarmıştır. Tarihe geçen bu mücadele neticesinde gelecek kupanın sadece ve sadece bir sembol olacağını da her fırsatta ifade ettik.
Bu süreçte, camiamızın attığı adımları an be an takip edip, ’isim vermeme’ perdesinin arkasında gizlenerek açıklamalar yapan Galatasaray Spor Kulübü, "ahlak bekçiliği" sıfatının yanına, aynaya bakma ihtiyacı duymaksızın fair – play savunuculuğunu da eklemiştir.
Şampiyonluk sevincini ilk dakikadan itibaren ’Fenerbahçe’ye küfür ve Başkanı’na ağır hakaret’ ekseninde kutlayan futbolcularını görmezden gelen Galatasaray Yönetimi, biber gazından etkilenen taraftarlarımızın sahada tedavi görmekte olduğunu bilmesine rağmen, seremoninin sahada yapılması konusunda ısrarcı davranmıştır.
Hangi ahlak bekçiliğinin içinde holiganlık, hangi fair-play ruhunun içinde yangına körükle gitmek vardır?
Sayın Ünal Aysal, dün akşam katıldığı bir televizyon programında, ’Maçın ardından tek bir Fenerbahçeli yönetici dahi göremedik, herhalde çok yoğunlardı’ şeklinde bir takım sözler sarf etmiştir. Oysaki basın toplantısı odasında bekleyen onlarca basın mensubunun da şahit olduğu üzere, başta başkanvekilimiz Sayın Nihat Özdemir olmak üzere Serhat Çeçen, Mithat Yenigün, Nihat Özbağı, Hakan Dinçay, Ömer Temelli gecenin sonuna kadar olaylara an be an müdahale etmiştir. Yöneticilerimiz, zaman zaman Türkiye Futbol Federasyonu ve Galatasaray yönetimi ile de biraraya gelerek kupa töreni konusunda istişarelerde bulunmuşlardır. Buna karşın Sayın Aysal’ın bu konuda da açıkça gerçekleri çarpıtması, kulüp başkanı ağırlığına yakışmamaktadır.
Aysal’ın, benzer şekilde, yaşanan olaylara dair en ufak bir fikri olmamasına rağmen, taraftarımız hakkında ’holigan’ ve benzeri çirkin söylemlerde bulunması asla kabul edilemez. Daha önce de taraftarımız hakkında haddini aşan açıklamalarda bulunan Sayın Aysal, bu açıklamasının akabinde çeşitli düzeltmeler yapma gereği duymuştu.
Dün söylediğini bugün inkar etmekten kaçınmayan Aysal’a, açıkça ifade etmek isteriz ki; Fenerbahçe taraftarıyla bir bütündür, bu yönde sarf edilecek tek bir lafın muhatabı 25 milyondur.
Aysal’ın aynı programdaki, kupayı kazanmalarının Türk Futbolu’nu temizlediği yönündeki ifadeleri, şahsi bilgisizliği nedeniyle camiaları kutuplaştırmaktadır ki, bu da her iki kelimesinden biri fair-play olan bir kulüp başkanına hiç yakışmamaktadır.
Aysal, şampiyonluklarını, Türk Futbolu’nun temizlenmesi şeklinde yorumlamıştır. Kendilerini iyilik savaşçısı ilan ederek, iyilerin kazandığını ima eden Aysal’ın, ülkemizde yaşanan süreçten ne kadar uzak olduğu, kupa kazanmalarını adeta bir çocuk filmini anlatır edasında aktarmasından da bellidir. Sonuç olarak, Galatasaray Başkanı’nın ve yönetiminin bu tavrı, kupanın önüne geçerek tarihe not edilecektir.
Tüm bu fair-play karşıtı tutum, spor yöneticisi ağırlığı ve ahlakından uzak yaklaşımlarına karşın, Galatasaray’ı bir kez daha kutluyor, Şampiyonlar Ligi’nde başarılar diliyoruz.
''Fenerbahçe Spor Kulübü"
14 Mayıs 2012
Şampiyonluklar ve Kupalar
Türkiye Profesyonel 1.lig Şampiyonluğu (18)1959, 1960-1961, 1963-1964, 1964-1965, 1967-1968, 1969-1970, 1973-1974, 1974-1975, 1977-1978, 1982-1983, 1984-1985, 1988-1989, 1995-1996, 2000-2001, 2003-2004, 2004-2005, 2006-2007, 2011-2012
İstanbul Cuma Ligi (2)1920-1921, 1922-1923
İstanbul Profesyonel Ligi (3)1952-1953, 1956-1957, 1958-1959
İstanbul Futbol Ligi (11)1911-1912, 1913-1914, 1914-1915, 1929-1930, 1932-1933, 1934-1935, 1935-1936, 1936-1937, 1943-1944, 1946-1947, 1947-1948
İstanbul Amatör Ligi (1)1914-1915
Final: Fenerbahçe: 3 Galatasaray:1
Türkiye Futbol Birincilikleri (3)1932-1933, 1934-1935, 1943-1944
Milli Küme (6)1936-1937, 1939-1940, 1942-1943, 1944-1945, 1945-1946, 1949-1950
İstanbul Şilti (4)1930, 1934, 1938, 1939
İstanbul Kupası (1)1944
Donanma Kupası (4)1982, 1983, 1984, 1985
Spor Toto (1)1967
Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası Şampiyonluğu (12)1969, 1973, 1975, 1976, 1978, 1979, 1980, 1982, 1985, 1986, 1994, 1995
Türkiye Kupası (4)1967-1968, 1973-1974, 1978-1979, 1982-1983
Başbakanlık Kupası Şampiyonluğu (8)1945, 1946, 1950, 1973, 1980, 1988, 1992, 1998
Cumhurbaşkanlığı Kupası Şampiyonluğu (6)1968, 1973, 1975, 1984, 1985, 1990
Atatürk Kupası Şampiyonluğu (2)1964, 1998
Balkan Kupası Şampiyonluğu (1)1966-1967
Fenerbahçe - Çernemore: 1-0 / 3-0
Fenerbahçe - UTA: 3-1 / 0-1
Fenerbahçe - Partizan Tiran: 2-0 / 2-3
Fenerbahçe - AEK ( Final Maçı ): 1-2 / 1-0 / 3-1
TFF Süper Kupa (1)2006-2007
TOPLAM: 86 Resmi Kupa Şampiyonu
İstanbul Cuma Ligi (2)1920-1921, 1922-1923
İstanbul Profesyonel Ligi (3)1952-1953, 1956-1957, 1958-1959
İstanbul Futbol Ligi (11)1911-1912, 1913-1914, 1914-1915, 1929-1930, 1932-1933, 1934-1935, 1935-1936, 1936-1937, 1943-1944, 1946-1947, 1947-1948
İstanbul Amatör Ligi (1)1914-1915
Final: Fenerbahçe: 3 Galatasaray:1
Türkiye Futbol Birincilikleri (3)1932-1933, 1934-1935, 1943-1944
Milli Küme (6)1936-1937, 1939-1940, 1942-1943, 1944-1945, 1945-1946, 1949-1950
İstanbul Şilti (4)1930, 1934, 1938, 1939
İstanbul Kupası (1)1944
Donanma Kupası (4)1982, 1983, 1984, 1985
Spor Toto (1)1967
Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası Şampiyonluğu (12)1969, 1973, 1975, 1976, 1978, 1979, 1980, 1982, 1985, 1986, 1994, 1995
Türkiye Kupası (4)1967-1968, 1973-1974, 1978-1979, 1982-1983
Başbakanlık Kupası Şampiyonluğu (8)1945, 1946, 1950, 1973, 1980, 1988, 1992, 1998
Cumhurbaşkanlığı Kupası Şampiyonluğu (6)1968, 1973, 1975, 1984, 1985, 1990
Atatürk Kupası Şampiyonluğu (2)1964, 1998
Balkan Kupası Şampiyonluğu (1)1966-1967
Fenerbahçe - Çernemore: 1-0 / 3-0
Fenerbahçe - UTA: 3-1 / 0-1
Fenerbahçe - Partizan Tiran: 2-0 / 2-3
Fenerbahçe - AEK ( Final Maçı ): 1-2 / 1-0 / 3-1
TFF Süper Kupa (1)2006-2007
TOPLAM: 86 Resmi Kupa Şampiyonu
Atatürk ve Fenerbahçe
Fenerbahçe Kulübünün her tarafa mazhar-i takdir olmus bulunan asari mesaisini isitmis ve bu Kulübü ziyaret ve erbab-i himmeti tebrik etmeyi vazife edinmistim. Bu vazifenin ifasi ancak bugün müyesser olabilmistir. Takdirat ve tebrikatimi buraya kayd ile mübahiyim."
5.5.1334 (3.5.1918)
ORDU KUMANDANI
Mustafa Kemal
5.5.1334 (3.5.1918)
ORDU KUMANDANI
Mustafa Kemal
Büyük kurtarıcı 3 Mayıs 1918 günü Kulübümüzü ziyaret etti ve hatıra defterine Kulübü ve üyelerini öven satırlar yazdı.
Atatürk, 10 Agustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi kupası maçindan sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen sunları söyledi:
" - Burada üçe üçüz...Çünkü ben de Fenerbahçeliyim! "
Bu arada, 5 Haziran 1932'de Kulübümüzün Kuşdili'ndeki binası yanınca, ilk bağış yine büyük kurtarıcımız Atatürk'ten geldi. Bu önemli olay, kulubümüzün tarihinde gerçekten apayrı bir yere sahiptir ve bizi sonsuza kadar mutlu kılacaktir.
Atatürk, 10 Agustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi kupası maçindan sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen sunları söyledi:
" - Burada üçe üçüz...Çünkü ben de Fenerbahçeliyim! "
Bu arada, 5 Haziran 1932'de Kulübümüzün Kuşdili'ndeki binası yanınca, ilk bağış yine büyük kurtarıcımız Atatürk'ten geldi. Bu önemli olay, kulubümüzün tarihinde gerçekten apayrı bir yere sahiptir ve bizi sonsuza kadar mutlu kılacaktir.
Atatürk ve Fenerbahçe
"Fenerbahçe Kulübünün her tarafa mazhar-i takdir olmus bulunan asari mesaisini isitmis ve bu Kulübü ziyaret ve erbab-i himmeti tebrik etmeyi vazife edinmistim. Bu vazifenin ifasi ancak bugün müyesser olabilmistir. Takdirat ve tebrikatimi buraya kayd ile mübahiyim."
5.5.1334 (3.5.1918)
ORDU KUMANDANI
Mustafa Kemal
Büyük kurtarıcı 3 Mayıs 1918 günü Kulübümüzü ziyaret etti ve hatıra defterine Kulübü ve üyelerini öven satırlar yazdı.
Atatürk, 10 Agustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi kupası maçindan sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen sunları söyledi:
" - Burada üçe üçüz...Çünkü ben de Fenerbahçeliyim! "
Bu arada, 5 Haziran 1932'de Kulübümüzün Kuşdili'ndeki binası yanınca, ilk bağış yine büyük kurtarıcımız Atatürk'ten geldi. Bu önemli olay, kulubümüzün tarihinde gerçekten apayrı bir yere sahiptir ve bizi sonsuza kadar mutlu kılacaktir.
Atatürk, 10 Agustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi kupası maçindan sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen sunları söyledi:
" - Burada üçe üçüz...Çünkü ben de Fenerbahçeliyim! "
Bu arada, 5 Haziran 1932'de Kulübümüzün Kuşdili'ndeki binası yanınca, ilk bağış yine büyük kurtarıcımız Atatürk'ten geldi. Bu önemli olay, kulubümüzün tarihinde gerçekten apayrı bir yere sahiptir ve bizi sonsuza kadar mutlu kılacaktir.
13 Mayıs 2012
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Künyesi
Kuruluş Yılı: 1907
Kurulduğu Yer: Moda’da Beşbıyık Sokağı 3 numaralı evin alt katı.
Kurucuları: Nurizade Ziya Songülen Bey, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey, Bahriye Mektebi talebesi Necip Okaner Bey, Hindli namıyla anılan Asaf Beşpınar Bey ve Enver Yetkiner.
İlk Başkan: Nurizade Ziya Songülen
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Tarihçesi
Bir asırlık bir tarihe ulaşmak üzere olan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kuruluşu 1907 yılına rastlar.
Kulübümüz, İstanbul'un Kadıköy semtinde, Nurizade Ziya Songülen, Şevkipaşazade Ayetullah ve Samipaşazade Necip Okaner tarafından, gizlice kurulur. Zira Padişah II. Abdülhamit'in baskı rejimi, Türk gençleri için, değil kulüp kurmak, İngiliz ailelerinin oynadıkları futbol bile yasaktır. Çünkü spor yapmak amacıyla da olsa, Türk gençlerinin bir araya gelmesi, rejim için çok sakıncalı görülmektedir. Kuruluş toplantısında, Nurizade Ziya Songülen Bey ilk başkan seçilirken, Şevkipaşazade Ayetullah Bey ilk genel sekreterlik, Samipaşazade Necip Okaner ise ilk genel kaptanlık görevlerini üstlenirler.
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kurucuları, amblem olarak adını aldıkları Fenerbahçe burnundaki fener, renk olarak da Fenerbahçe yarımadasındaki papatyaların sarı-beyazı seçerler. Kulüp logosu, 1910 yılında, futbol takımında sol açık oynamakta olan Topuz Hikmet tarafından çizilecek, renkleri ise sarı-laciverte çevrilecektir.
1908 Meşrutiyeti'nin ilanına kadar çalışmalarını gizlice yürütmek zorunda kalır Fenerbahçe. Bu tarihten sonra yürürlüğe giren Cemiyetler Kanunu'yla tescil edilir ve başarıdan başarıya koşacak olan bir büyük camia, Türk sporundaki seçkin yerini alır.
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ilk futbol takımı, Asaf, Ziya Hasan, Sami, Ayetullah, Mazhar, Necip, Fethi, Galip, Hüseyin, Hasan, Nevzat'tan kurulu kadrosuyla, 1909 yılı sonbaharında İstanbul ligine katılır. Ancak katıldığı ilk iki yıl boyunca varlık gösteremez. 1911-1912 sezonunda, Ali Said, Galip, Arif, İzzi, Hüseyin, Sabri, Hikmet, Said, Hasan Kamil, Nuri, Miço'dan kurulu takımıyla ilk şampiyonluğunu kazanır. Bu şampiyonluk büyük Fenerbahçe'nin şanlı tarihine yazılan ilk şampiyonluk olmasıyla önemli olduğu kadar, yenilmeden kazanılmış olmasıyla da önemlidir.
FENERBAHÇE AMBLEMİ TARİHİ:
Bugün yüzbinlerce göğsü süsleyen "Fenerbahçe Kulüp Rozeti" 1910 yılında, kulübümüzün 33numaralı azası ve devrinin "Penaltı Kralı" olarak bilinen sol açık Topuz Hikmet tarafından çizildi, Tevfik Haccar (Tasçı) tarafından Almanya'da yapıldı.
Beş renkten oluşan rozette "Fenerbahçe Spor Kulübü 1907" yazısını taşıyan beyaz çerçeve; temizlik ve açık yürekliliğin, kırmızı; sevgi ve bağlılığın ifadesi olup bayrağımızı sembolize eder. Ortada bulunan kalp şeklindeki sarı; Fenerbahçe'ye duyulan gıpta ve kıskançlığı, lacivert ise soyluluğu tasvir eder. Bu iki renk arasından yükselen palamut dalı ise, Fenerbahçeliliğin kudret ve kuvvetinin ifadesidir. Yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının mukadder oluşunu gösterir.
Topuz Hikmet rozetimizin hikayesini şöyle anlatır:
"Kulübümüzün rengi sarı-beyazdan, sarı-laciverte çevrildikten sonra bu yeni renklerimizle bezenmiş bir rozet yaptırılması işi bahis mevzuu oldu. Arkadaşlarım bu rozetin çizilmesini bana bıraktılar. İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de metanet, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve tesis tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken, ona şu manayı vermeye çalıştım; Kalpten gelen bir bağımlılıkla bu kulübe hizmet etmek. Çizdiğim şekil arkadaşlar tarafından beğenildi ve yeni rozetlerimiz o tarihlerde Almanya'da bulunan arkadaşımız Tevfik Haccar'ın delaletiyle orada yaptırıldı. Yeni harflerin kabulünden sonra aynı şekilde muhafaza edildi. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısı yeni harflerle tebdil olundu."
ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU STADI TARİHİ:
Fenerbahçe Şükrü Saracoglu Stadı, yurdumuzun ilk nizami futbol sahasıdır. İlk olarak Union Club adı altında 1908 yılında faaliyete geçmiştir. Bu tarihten önce de alan Papazın Çayırı ismiyle bilinir ve burada futbol karşılaşmaları yapılırdı. Yılların Papazın Çayırı'nın, bir futbol stadyumu olması, bir tesadüf eseri gerçekleşmiştir.
1908 yılı temmuzunda, Şehremini Operatör Cemil Bey'in (Cemil Topuzlu), hürriyet kahramanlarına yardım amacıyla verdiği davetin konuklarından ve yurdumuzda futbolu ilk oynayan ailelerden Reji Whittall'in, gençliğin spora ve özellikle futbola olan istek ve ilgisi doğrultusunda bir futbol sahası yapılması gerekliliği yönündeki konuşmasının ertesi günü bu kişiler, Fenerbahçe Başkanı Ziya Bey (Ziya Songülen), birkaç İngiliz ve maruf Rıfat Bey'le bir toplantı yaparak, saha için en uygun yerin, hazineye ait olan bu çayır olduğuna karar verdiler.
Başkatip Cevat aracılığıyla konu, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'e götürüldü. Teklifi önce kabul etmeyen sultan daha sonra yıllığı 30 altın kira karşılığında Union Club ile 20 yıllık bir sözleşme yapılmasına karar verdi. 3.000 altına mal olan, çayırın tahta perdeyle çevrilmesi ve bir lokal inşaatı sonrasında saha, futbol karşılaşmalarını izleyen kışa kadar hazır hale getirildi.
Ancak futbola olan ilginin azlığı, kiranın karşılanamamasına neden oluyordu. Saha 1909 yılında bir yıllığına Fenerbahçe Kulübü'ne kiralandı. Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine İngilizler düşman konumuna geçtiler. Dolayısıyla Union Club ile ilgilenmediler. Türk hissedarların da dağılması üzerine sahipsiz kalan Union Club'a, 1915 yılında Kara Kemal tarafindan el konuldu ve ismi İttihat Spor Kulübü olarak değiştirildi.
Basri Bay isimli bir kişinin işletmeciliğine bırakılan, yeni ismiyle İttihat Spor Sahası, İstanbul'un işgal devri ortalarına kadar tüm sportif faaliyetlerin yeri oldu. 1922 yılında sahanın işletmesi, Basri Bey'in vekili olan Emin Bey'e geçti. Bu kişi de bilinmeyen bir nedenle sahanın işletmesini, Ali Sami, Cevdet ve Tevfik Bey'lerden oluşan bir heyete bıraktı.
Taksim Stadı'nın inşaatı ile birlikte, kendi haline bırakılan saha, 1929 yılında Fenerbahçe tarafından kiralandı ve 25 Ekim 1929 tarihinde yapılan bir spor bayramı ile tekrar hizmete sunuldu. Aynı gün ismi Fenerbahçe Stadı olarak değiştirildi. Bu tarihten itibaren gelişmeler de başladı.
30 Eylül 1931 tarihinde yapılan inşaatla stadın dışarısıyla ilişkisi kesildi. Yapılan birçok değişiklik sonrasında 13 Mayıs 1932 tarihinde, Vali Muhittin Üstündağ'ın katıldığı törenle, Fenerbahçe Stadı'nın açılışı yapıldı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Kuşdili'nde bulunan lokalinin yanması sonrasında, kiracısı olduğu stadı satın almaya karar vermesi, bugünlerde maraton tribününün yıkılmaya başlandığı ve kapasitesinin yakın bir gelecekte 62.000 kişiye çıkacağı modern stadyumun temel taşlarını oluşturmuştur. Ülkenin en önemli kulübü olan Fenerbahçe'nin yangın nedeniyle düştüğü bu kötü durum, devlet yöneticilerini de üzmüş ve onları Fenerbahçe'ye yardım etme konusunda ikna etmiştir.
Şükrü Saracoğlu'nun ve Kemal Onan'ın da üstün gayretleriyle, 36.000 metrekarelik bu alan ve içinde bulunan bina, 27 Mayıs 1933 tarihinde, 9.000 TL bedeli 10 ayda ödenmek kaydıyla Fenerbahçe Spor Kulübü'nün malı oldu. Bununla birlikte Fenerbahçe, Türkiye'de stat mülkiyetine sahip ilk kulüp olma özelliğini kazandı. Bu gurur verici unvan aynı zamanda bazı sorumluluklar da getiriyordu beraberinde. Sorumluluklarının bilincinde olan Fenerbahçe, 14 Temmuz 1933 tarihinde yapılan bir eşya piyangosundan elde edilen 17.000 liralık geliri Fenerbahçe Stadı'na harcadı. Aynı yıl törenlerle yapılan açılışta, ikinci başkan Celal Bey şunları söylüyordu:
"Muhterem hanımefendiler, beyefendiler. Üç senedir yeni bir hamlede ve başarılmış yeni bir işle huzurunuza çıkıyoruz. Üç senelik dar ve kısa bir zamana sıkıştırılmış olan bu işler şunlardır; 25 senelik, canlı ve muvaffakiyetli bir hayatın hatıralarını taşıyan eski kulüp binası, kaderin hain ve kötü bir tamahına kurban olarak yandı. Simsiyah bir gecenin sabahı kendimizi simsiyah bir kömür yığını karşısında bulduk. Elimizde Fenerbahçe isminden başka hiç bir sey kalmamıştı. Yangından çok az zaman evvel fakir bir kiracı olarak girdiğimiz bugünkü Fenerbahçe Stadı'na elimizde kalan enkaz ile sığındık. Bu sene Fenerbahçe 26. yıl dönümünü kutlarken yeni ve büyük bir mazhariyete erdi.
Gazi hazretleri gençliğe ve Fenerbahçe'ye büyük ve kıymet biçilmez bir iltifatta bulundular. Heykellerinin Fenerbahçe Stadı'na dikilmesine müsaade ettiler. Bütün Fenerbahçeliler aczimizle, bu aczi mutlakla buna nasıl teşekkür edeceğimizi bilmiyoruz. Bu heykelle bu saha yıkılmaz ve dağılmaz bir kütle haline gelmiştir. Bu topluluk, bütünlük ve birlik aynı zamanda bütün memleketin bir sembolüdür de. Bu heykel burada azmin ve tesanütün ve disiplinin bir resmi olarak yükseliyor. Bu heykele bakanın kalbi temiz ve yeni bir hamle ile çarpar. Bu heykele bakan bozguncu ve serkeş olamaz bu heykele bakanın kalbi yenilmez ve yenilemez."
Kuruluş Yılı: 1907
Kurulduğu Yer: Moda’da Beşbıyık Sokağı 3 numaralı evin alt katı.
Kurucuları: Nurizade Ziya Songülen Bey, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey, Bahriye Mektebi talebesi Necip Okaner Bey, Hindli namıyla anılan Asaf Beşpınar Bey ve Enver Yetkiner.
İlk Başkan: Nurizade Ziya Songülen
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Tarihçesi
Bir asırlık bir tarihe ulaşmak üzere olan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kuruluşu 1907 yılına rastlar.
Kulübümüz, İstanbul'un Kadıköy semtinde, Nurizade Ziya Songülen, Şevkipaşazade Ayetullah ve Samipaşazade Necip Okaner tarafından, gizlice kurulur. Zira Padişah II. Abdülhamit'in baskı rejimi, Türk gençleri için, değil kulüp kurmak, İngiliz ailelerinin oynadıkları futbol bile yasaktır. Çünkü spor yapmak amacıyla da olsa, Türk gençlerinin bir araya gelmesi, rejim için çok sakıncalı görülmektedir. Kuruluş toplantısında, Nurizade Ziya Songülen Bey ilk başkan seçilirken, Şevkipaşazade Ayetullah Bey ilk genel sekreterlik, Samipaşazade Necip Okaner ise ilk genel kaptanlık görevlerini üstlenirler.
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kurucuları, amblem olarak adını aldıkları Fenerbahçe burnundaki fener, renk olarak da Fenerbahçe yarımadasındaki papatyaların sarı-beyazı seçerler. Kulüp logosu, 1910 yılında, futbol takımında sol açık oynamakta olan Topuz Hikmet tarafından çizilecek, renkleri ise sarı-laciverte çevrilecektir.
1908 Meşrutiyeti'nin ilanına kadar çalışmalarını gizlice yürütmek zorunda kalır Fenerbahçe. Bu tarihten sonra yürürlüğe giren Cemiyetler Kanunu'yla tescil edilir ve başarıdan başarıya koşacak olan bir büyük camia, Türk sporundaki seçkin yerini alır.
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ilk futbol takımı, Asaf, Ziya Hasan, Sami, Ayetullah, Mazhar, Necip, Fethi, Galip, Hüseyin, Hasan, Nevzat'tan kurulu kadrosuyla, 1909 yılı sonbaharında İstanbul ligine katılır. Ancak katıldığı ilk iki yıl boyunca varlık gösteremez. 1911-1912 sezonunda, Ali Said, Galip, Arif, İzzi, Hüseyin, Sabri, Hikmet, Said, Hasan Kamil, Nuri, Miço'dan kurulu takımıyla ilk şampiyonluğunu kazanır. Bu şampiyonluk büyük Fenerbahçe'nin şanlı tarihine yazılan ilk şampiyonluk olmasıyla önemli olduğu kadar, yenilmeden kazanılmış olmasıyla da önemlidir.
FENERBAHÇE AMBLEMİ TARİHİ:
Bugün yüzbinlerce göğsü süsleyen "Fenerbahçe Kulüp Rozeti" 1910 yılında, kulübümüzün 33numaralı azası ve devrinin "Penaltı Kralı" olarak bilinen sol açık Topuz Hikmet tarafından çizildi, Tevfik Haccar (Tasçı) tarafından Almanya'da yapıldı.
Beş renkten oluşan rozette "Fenerbahçe Spor Kulübü 1907" yazısını taşıyan beyaz çerçeve; temizlik ve açık yürekliliğin, kırmızı; sevgi ve bağlılığın ifadesi olup bayrağımızı sembolize eder. Ortada bulunan kalp şeklindeki sarı; Fenerbahçe'ye duyulan gıpta ve kıskançlığı, lacivert ise soyluluğu tasvir eder. Bu iki renk arasından yükselen palamut dalı ise, Fenerbahçeliliğin kudret ve kuvvetinin ifadesidir. Yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının mukadder oluşunu gösterir.
Topuz Hikmet rozetimizin hikayesini şöyle anlatır:
"Kulübümüzün rengi sarı-beyazdan, sarı-laciverte çevrildikten sonra bu yeni renklerimizle bezenmiş bir rozet yaptırılması işi bahis mevzuu oldu. Arkadaşlarım bu rozetin çizilmesini bana bıraktılar. İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de metanet, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve tesis tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken, ona şu manayı vermeye çalıştım; Kalpten gelen bir bağımlılıkla bu kulübe hizmet etmek. Çizdiğim şekil arkadaşlar tarafından beğenildi ve yeni rozetlerimiz o tarihlerde Almanya'da bulunan arkadaşımız Tevfik Haccar'ın delaletiyle orada yaptırıldı. Yeni harflerin kabulünden sonra aynı şekilde muhafaza edildi. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısı yeni harflerle tebdil olundu."
ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU STADI TARİHİ:
Fenerbahçe Şükrü Saracoglu Stadı, yurdumuzun ilk nizami futbol sahasıdır. İlk olarak Union Club adı altında 1908 yılında faaliyete geçmiştir. Bu tarihten önce de alan Papazın Çayırı ismiyle bilinir ve burada futbol karşılaşmaları yapılırdı. Yılların Papazın Çayırı'nın, bir futbol stadyumu olması, bir tesadüf eseri gerçekleşmiştir.
1908 yılı temmuzunda, Şehremini Operatör Cemil Bey'in (Cemil Topuzlu), hürriyet kahramanlarına yardım amacıyla verdiği davetin konuklarından ve yurdumuzda futbolu ilk oynayan ailelerden Reji Whittall'in, gençliğin spora ve özellikle futbola olan istek ve ilgisi doğrultusunda bir futbol sahası yapılması gerekliliği yönündeki konuşmasının ertesi günü bu kişiler, Fenerbahçe Başkanı Ziya Bey (Ziya Songülen), birkaç İngiliz ve maruf Rıfat Bey'le bir toplantı yaparak, saha için en uygun yerin, hazineye ait olan bu çayır olduğuna karar verdiler.
Başkatip Cevat aracılığıyla konu, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'e götürüldü. Teklifi önce kabul etmeyen sultan daha sonra yıllığı 30 altın kira karşılığında Union Club ile 20 yıllık bir sözleşme yapılmasına karar verdi. 3.000 altına mal olan, çayırın tahta perdeyle çevrilmesi ve bir lokal inşaatı sonrasında saha, futbol karşılaşmalarını izleyen kışa kadar hazır hale getirildi.
Ancak futbola olan ilginin azlığı, kiranın karşılanamamasına neden oluyordu. Saha 1909 yılında bir yıllığına Fenerbahçe Kulübü'ne kiralandı. Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine İngilizler düşman konumuna geçtiler. Dolayısıyla Union Club ile ilgilenmediler. Türk hissedarların da dağılması üzerine sahipsiz kalan Union Club'a, 1915 yılında Kara Kemal tarafindan el konuldu ve ismi İttihat Spor Kulübü olarak değiştirildi.
Basri Bay isimli bir kişinin işletmeciliğine bırakılan, yeni ismiyle İttihat Spor Sahası, İstanbul'un işgal devri ortalarına kadar tüm sportif faaliyetlerin yeri oldu. 1922 yılında sahanın işletmesi, Basri Bey'in vekili olan Emin Bey'e geçti. Bu kişi de bilinmeyen bir nedenle sahanın işletmesini, Ali Sami, Cevdet ve Tevfik Bey'lerden oluşan bir heyete bıraktı.
Taksim Stadı'nın inşaatı ile birlikte, kendi haline bırakılan saha, 1929 yılında Fenerbahçe tarafından kiralandı ve 25 Ekim 1929 tarihinde yapılan bir spor bayramı ile tekrar hizmete sunuldu. Aynı gün ismi Fenerbahçe Stadı olarak değiştirildi. Bu tarihten itibaren gelişmeler de başladı.
30 Eylül 1931 tarihinde yapılan inşaatla stadın dışarısıyla ilişkisi kesildi. Yapılan birçok değişiklik sonrasında 13 Mayıs 1932 tarihinde, Vali Muhittin Üstündağ'ın katıldığı törenle, Fenerbahçe Stadı'nın açılışı yapıldı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Kuşdili'nde bulunan lokalinin yanması sonrasında, kiracısı olduğu stadı satın almaya karar vermesi, bugünlerde maraton tribününün yıkılmaya başlandığı ve kapasitesinin yakın bir gelecekte 62.000 kişiye çıkacağı modern stadyumun temel taşlarını oluşturmuştur. Ülkenin en önemli kulübü olan Fenerbahçe'nin yangın nedeniyle düştüğü bu kötü durum, devlet yöneticilerini de üzmüş ve onları Fenerbahçe'ye yardım etme konusunda ikna etmiştir.
Şükrü Saracoğlu'nun ve Kemal Onan'ın da üstün gayretleriyle, 36.000 metrekarelik bu alan ve içinde bulunan bina, 27 Mayıs 1933 tarihinde, 9.000 TL bedeli 10 ayda ödenmek kaydıyla Fenerbahçe Spor Kulübü'nün malı oldu. Bununla birlikte Fenerbahçe, Türkiye'de stat mülkiyetine sahip ilk kulüp olma özelliğini kazandı. Bu gurur verici unvan aynı zamanda bazı sorumluluklar da getiriyordu beraberinde. Sorumluluklarının bilincinde olan Fenerbahçe, 14 Temmuz 1933 tarihinde yapılan bir eşya piyangosundan elde edilen 17.000 liralık geliri Fenerbahçe Stadı'na harcadı. Aynı yıl törenlerle yapılan açılışta, ikinci başkan Celal Bey şunları söylüyordu:
"Muhterem hanımefendiler, beyefendiler. Üç senedir yeni bir hamlede ve başarılmış yeni bir işle huzurunuza çıkıyoruz. Üç senelik dar ve kısa bir zamana sıkıştırılmış olan bu işler şunlardır; 25 senelik, canlı ve muvaffakiyetli bir hayatın hatıralarını taşıyan eski kulüp binası, kaderin hain ve kötü bir tamahına kurban olarak yandı. Simsiyah bir gecenin sabahı kendimizi simsiyah bir kömür yığını karşısında bulduk. Elimizde Fenerbahçe isminden başka hiç bir sey kalmamıştı. Yangından çok az zaman evvel fakir bir kiracı olarak girdiğimiz bugünkü Fenerbahçe Stadı'na elimizde kalan enkaz ile sığındık. Bu sene Fenerbahçe 26. yıl dönümünü kutlarken yeni ve büyük bir mazhariyete erdi.
Gazi hazretleri gençliğe ve Fenerbahçe'ye büyük ve kıymet biçilmez bir iltifatta bulundular. Heykellerinin Fenerbahçe Stadı'na dikilmesine müsaade ettiler. Bütün Fenerbahçeliler aczimizle, bu aczi mutlakla buna nasıl teşekkür edeceğimizi bilmiyoruz. Bu heykelle bu saha yıkılmaz ve dağılmaz bir kütle haline gelmiştir. Bu topluluk, bütünlük ve birlik aynı zamanda bütün memleketin bir sembolüdür de. Bu heykel burada azmin ve tesanütün ve disiplinin bir resmi olarak yükseliyor. Bu heykele bakanın kalbi temiz ve yeni bir hamle ile çarpar. Bu heykele bakan bozguncu ve serkeş olamaz bu heykele bakanın kalbi yenilmez ve yenilemez."
Kaydol:
Yorumlar (Atom)